Bizimkisi bir CHP HİKAYESİ!
Ana Sayfa
Ana Sayfa >> Bizimkisi bir CHP HİKAYESİ! "Siyah beyaz film gibi biraz" 07.07.2018 22:35

Bizimkisi bir CHP HİKAYESİ! "Siyah beyaz film gibi biraz"

Bizimkisi bir CHP HİKAYESİ!


Cumhuriyet Halk Partisi Başakşehir İlçe Başkanlığı çağrısı ile 07 Temmuz 2018 tarihinde Tümsan İlçe binasında "Seçim değerlendirme " toplantısı düzenlendi. Toplantıya Yelpaze İstanbul Genel Yayın Yönetmeni Aydın Sayın'da katıldı. Sayın'ın toplantıya dair tüm gözlemlerini kaleme aldığı yazısını sizlerle paylaşıyoruz.


Bu haber 238 kez okundu.

Bu Seçimi Kim Kaybetti ?

 

Cumhur İttifakı meydanlarda, medyalarda ve bilinen tüm mecralarda zaferini kutlarken, Millet İttifakı paydaşları da kenara çekilmiş sessiz sessiz kendi zaferlerini kutluyor...

Bu kargaşanın içinden çıkabilmek için sosyal medyadan haberdar olduğum,

“CHP Başakşehir İlçesi, Seçim Değerlendirme Örgüt Toplantısına katıldım.

 

Yanımda bir sürü kimlikle gittim toplantıya...

 

Reklamcı, kreatif direktör; Aydın Sayın

Bahçeşehirliler Derneği Başkan Yardımcısı; Aydın Sayın

Birleşmiş Birey Hareketinin bir bireyi; Aydın Sayın

Yelpaze İstanbul Dergisi Genel Yayın Yönetmeni; Aydın Sayın.

Bir de CHP’nin H’sindeki Halk’ı temsilen sade vatandaş; Aydın Sayın.

 

Bu toplantıya hangi kimliğini kullanarak girdin derseniz, cevabım net... Sade vatandaş Aydın... Gerçekten bu seçimde neler yaşandı, nasıl oldu da herkes kazandı bu seçimi büyük merak içindeydim. Toplumun büyük bir kesimi de aynı duygular içerisinde biliyorum ki. Bir çok spekülatif haber ortalıkta dolanıp duruyor. Fırsatçıların ilgi çekmek adına yaptığı asparagasların haddi hesabı, kemiği bile yok.

 

Sözde seçilmiş ilçe başkanından "FİYASKO" açılış

Toplantı; Başakşehir İlçe Başkanının (şahsını ilk defa gördüm ve hakkında yeterli bilgiye sahip değilim) örgüt toplantısında en son bile söylenmeyecek, fiyasko bir açılış konuşması ile başladı. Fiyasko zira, stand çalışmalarının, elde sallanan bayrakların, afişlerin, esnaf ziyaretlerinin aslında son derece gereksiz ve anlamsız olmasıydı bahsettiği. Yani, kısa da olsa seçim süresince binlerce emekçinin, olumsuz hava koşullarının yanısıra, olumsuz hayat koşullarını da bir kenara bırakarak, inandıkları parti uğruna bir oy, bir oydur anlayışıyla canlarını dişlerine takarak yaptıkları tüm çalışmaları, bir kağıdı buruşturur gibi umarsızca kenara atıverdi Sayın Başkan. Salonda fısıltılar ve homurdanmalar yükseldi... Emek verenlerin sesleriydi belli ki. Her daim yok sayılan emekçilerin sesi.

 

STK'lar, gönüllüler ve millet ittifakı hiçe sayıldı!

Bu noktada sessizce Birleşmiş Birey Hareketi kimliğimi ortalıktan kaldırdım.

Bu hareketin bir tek amacı vardı, muhalif duruş sergileyen, Cumhuriyet ve Cumhuriyet kazanımlarının kaybedilmemesi gerektiğini savunan gönüllüleri bir araya getirmek, buradan doğan enerjiyi saha çalışmalarına yansıtmaktı. İttifaka dahil olan partilerin ilçe başkanlarıyla ve ekipleriyle toplantılar yapıldı, planlamalar yapıldı, Oy ve Ötesi ile iletişim kuruldu. Sosyal Medya hesapları açılarak Rejim Değişikliği anlamına gelen 24 Haziran seçimleri ilgili bilgilendirmeler, paylaşımlar yapıldı.

 

Partilerin sıkıntısız çalışma yapabildiği bölgeler belirlendi, CHP’nin zayıf olduğu noktalarda diğer ittifak paydaşlarına destek sağlandı. İyi Parti’nin eksik olduğu bölgelerde eksiklerini tamamlamak adına destek verilmeye çalışıldı. Saha çalışmalarına katılım sağlandı. Bunları neden anlattım biliyor musunuz? Kimliğimi neden ortadan kaldırdığımı anlamanız için. Çünkü bu oluşumun içindeki hiç bir birey, bir partinin başarılı olmasını hedefleyerek yada bir çıkar gözeterek çalışmadı. Partisiz bir çatıda Cumhuriyet yanlısı, Atatürk sevdalısı insanlar “GÖNÜLLÜ” olarak çalıştılar. Bayraklarıyla stantlara renk, ses kattılar. Kendi özel araçlarını riskli görünen bölgelerde Cumhuriyet İttifakı üyesi partilerin bayrakları ile süsleyerek konvoylar yaptılar. Çoluk çocuk, genç yaşlı demeden, korkmadan, cesurca yüreklerini ortaya koydular. Düzenledikleri konvoy için her partiden destek istediler. İyi Parti gözünü kırpmadan bir ses aracı, bolca parti bayrağı ve hatrı sayılır araç sayısı ile sorgusuz sualsiz destek verdi. Peki ya CHP? Bırakın ses aracını, bir adet parti bayrağı bile yollamadı. Birey Hareketi kendi çabaları ile temin ettiği CHP bayrakları ile araçları giydirdiler. Konvoyu büyütmek için talep ettiğimiz katılıma da kurumsal olarak katılamayız, bireysel katılım söz konusu olabilir diye cevap vererek üç bilemediniz dört temsilci ile “lütfen” katılım sağladılar. Konvoyun sonunda bu sayı ikiye düşmüştü bu da dip not. Kendi partisinin emekçilerini buruşturup atan zihniyet, hiç bir bağı olmaksızın sadece ve sadece destek amaçlı sahada koşuşturan ter döken Birleşmiş Birey Hareketini ne yapar acaba dedim.... ve kimliği kaldırdım ortalıktan.

 

Örgüt değerlendirme toplantısı değil, gaz alma operasyonu!

Daha sonra toplantı gündemi okundu katılımcılara. Toplantının kapanışında konuşma yapmak isteyenler için de bir bölüm ayrılmıştı. Görüş ve dilekler bölümü... Demokratik bir süreç işletildi, konuşma yapmak isteyenlerin isimleri alındı birer birer. Dokuzuncu sırada elimi kaldırıp kaydımı yaptırdım bizzat İlçe Başkanına. 12 kişi kayıt yaptırdı toplamda. Sunumlar, değerlendirmeler derken... Ortam yavaş yavaş gerilmeye başladı. Dikkat kesildim neler olup bitiyor diye. Birileri birilerini suçluyor, konuşmacılara müdahaleler oluyor, konuşmacılar mikrofon ve ses düzeninin verdiği güçle bağıra bağıra cevap veriyor yada vermeye çalışıyordu. Tartışmanın amacını, içeriğini anlamak mümkün değildi açıkçası. Sunum için mikrofonu eline alan her konuşmacının bir grup muhalifi hazırdı salonda. Topluca homurdanıyor, sesler yükseliyor, şiddetli tepkiler veriliyordu. Salonun ortamından hiç kimse memnun değil... gibi görünmekle birlikte sırası gelen ortama gerekli katkıyı sağlıyordu. Bu gürültü esnasında iki yada üç partilinin kendini birşeylerden aklamaya çalıştığına, bunu başaramayanların istifa açıklamalarına da şahit oldum.

 

Seçilemeyen başkan adayları, seçilen başkanı yerin dibine sokmak için çaba harcarken kürsüde, başkanın umursamaz tavırlarının iki sebebi olabilirdi, ya gerçekten umrunda değildi söylenenler ya da henüz siyaset arenasında yeteri kadar pişmediği için çaresiz kalmıştı. Her söz alan ben diye başlayıp, ben diye bitiriyordu konuşmasını. Muhalif düşünceler de boş durmuyor SEN diye balıklama dalıyordu hatibin konuşmasına.

 

Dilek ve görüşler bölümü başlarken yine şık bir hareket geldi başkandan. Herkesin konuşma süresi beş dakikadır arkadaşlar diyerek konuşmacılara eşit mesafede duracağının sinyalini verdi salondakilere. Bir, iki, üç, dört... konuşmacı zor tamamladı konuşmalarını, bağırış, çağrış, kavga gürültü arasında. Daha sonra araya bir 15 dakikalık konuşmacı girdi, sonra 25 dk izledi bunu. Yedi ve sekizinci konuşmacılar da nasiplerini aldılar şahıslarına muhalif olanlardan.

 

Evet dokuzuncu sıra benimdi... Başkan anons yaptı. O ne, ben değilim bu! Bir yönetici, onbeşinci dakikada zorla indirildi neredeyse kürsüden. Bırakın sıra adaletini, süre adaletini, konuşana zırnık saygı yoktu salonun genelinde. Gitgide sinirlerim laçka oluyordu her duyduğum konuşmada (kavgada). İlçe Başkanı her ne kadar eğilerek yapsada kürsüde oturmanın dezavantajı ile esnemelerini saklayamıyordu katılımcılardan. Sade vatandaş Aydın sırasının gelmesini bekleyedursun Parti Okulunu temsilen katılan Tıp Doktoru ve eğitmen beyefendi üslubu, hitabı ve tarzıyla bütün salonu kucaklayıverdi.

Çıt yoktu pür dikkat dinledi salon beyefendiyi, umut vericiydi bu bile. Konuşmasını alkışlar arasında tamamladı ve terketti kürsüyü. Çünkü gündemle ilgili gerçek tespitler ortaya koyarak, pansuman ve tedavi metodlarıyla toparladı konuyu. Birlik çağrısı yaparak tansiyonu ustaca kontrol altına almıştı.

 

Almıştı almasına ama ateş gibi bir delikanlı kaptı kürsüyü, söz istiyorum diyerek. Gençlik kollarından olduğunu anlamam uzun sürmedi. İşte dedim CHP’nin umudu, geleceği...

 

CHP gençliği haklı çıkışı üslup karmaşası ile değerini yitirdi

Yeter artık beyler susun! Bizim konuşma vaktimizdir şimdi! Hiç susmuyor, hep konuşuyorsunuz, söz gençlerindir artık dinleyin! Dedi oldukça kararlı ve hatta sert ve hatta dozu kaçırarak saygısızca. Ve devam etti konuşmasına; siz rakı masalarında, tatillerdeyken biz sabahın dörtlerine kadar bayraklama yapıyorduk neredeydiniz diye isyan etti. İlçeden bayraklama için araç talep ettiğimizde telefonlarınıza ulaşamadık. Haklı olabilirdi genç temsilci kendince! Ancak bu üslup, bu yaklaşım ve CHP gençliği derin bir yara açtı algılarımda.

 

Hazırlık dahi yapmadığım konuşmamı yapmak için her geçen dakika isteğim artıyor, konuşmamın süresi yavaş yavaş uzuyordu. Gençler kürsüyü yeniden teslim ettiğinde partililere ortam biraz daha yumuşamış gibiydi. Bir kaç uzun konuşma sonrasında bir kaç dakikalık bir kapı önü molası verdim kendime... derken içerisi yeniden alevlendi. Bu kez Kadın Kolları Başkanı elinde mikrofon kürsü hakimiyetini ele geçirerek katılımcıları sağlam bir dille (dilim varmıyor ama) azarlıyordu! Kürsü kadın gücü tarafından işgal altındaydı adeta. Azarını yiyen beyler de isyanlardaydı, biz buraya azar işitmeye gelmedik, in oradan vb.... Görüyorsunuz ki CHP’de, CHP’nin en önemli ilçelerinden biri Başakşehir İlçe Başkanlığında durum vahim ötesinde ve hatta çatışma noktasında.

 

İl Teşkilatı’ndan da katılım vardı toplantıya. Zaman zaman ilgiyle notlar alarak, kimi zaman dikkatle dinleyerek toplantıyı takip ediyordu beyefendi. Başkan tarafından kürsüye davet edildiğinde oldukça şık ve ağdalı bir söylemle kendini dinletmeyi başardı. Gündemi, seçimin analizini, il teşkilatına gelen eleştirilerin cevaplanmasını ustalıkla tamamladı. Soru/Cevap bölümünde ise soru yöneltenlerin cevaplarını net bir şekilde verdi. Uyarılarda bulundu, birlik çağrısını yineledi. Yaklaşan bir yerel seçim vardı ve hazırlıksız yakalanma ihtimalini öngörüyordu. Teşekkür ederek alkışlarla indi kürsüden, ardından kızılca kıyamet... Başkan sürenin bittiğini ve toplantıyı kapattığını duyurdu. Dokuzuncu sırada iken son onun içinde kalmayı başardım her nasıl olduysa. Saat 17:00 sularında başlayan toplantı 22:00 civarında bitti.

 

Şimdi müsaadenizle yaptırılmayan konuşmamdan anekdotlar aktaracağım.

 

  Beyler tam da şu anda rekabet içerisinde olduğunuz Adalet ve Kalkınma Partisi’nin, hiç zaman kaybetmeksinizin, harıl harıl Yerel Seçimlere hazırlandığını biliyorsunuz değil mi? Sizler ne yapıyorsunuz burada? Kılıçtaroğlu mu, İnce mi, Amhet mi Mehmet mi? Siz İnce ve Kılıçtaroğlu diye cepheleşip, ayrışma sürecini zorlarken Millet İttifakından kopmalar ve başka adreslerde birleşme sevdasıyla sinyaller gelmeye başladı.

 

• Yerel seçimler için görevini yerine getirmenin telaşına girilmesi gerekirken, koltuk sevdaları depreşenler ve sonuçlara göre eli zayıflayanlar arasında hadsiz, seviyesiz tartışmalar yaşanıyor burada.

 

• Saatler boyu kürsüye çıkıp da arkadaşlar maç 2-1 kaybedilmiştir diyen bir kişi bile çıkmadı. Umut dağıtılmalı, güven yaratılmalı.... evet haklısınız, hem de çok haklı, umudun ve güvenin olmadığı yerde başarı da olmaz. Sizler partililere ve sizlere bel bağlamış insanlara bir açıklama, bir özür borçlusunuz öncelikle. Tabi umut ve güven pompalamaya devam etmeyi düşünüyorsanız.

Teşkilat başsız, teşkilat vasıfsız, teşkilat çaresiz, teşkilat bitse de gitsek diyor çok yazık! Üst başlığı “Seçim Sonuçlarını Değerlendirme Toplantısı”olan bir birleşimde, yapılan analiz sonuçları, merkezin analizleriyle örtüşmediği gibi, saat saat anlatmaya çalıştığınız seçim sürecindeki saatler bile tutarsız. Verdiğiniz yüzdelikler, yüzlerimizdeki soru işaretlerini sileceğine, gitgide büyümesine sebep oluyor siz farkında bile değilsiniz.

 

• Merkezde eşzamanlı başlatılan iki ayrı kampanyanın aday seçiminde yaşanan kaostan, ilk adımlarındaki koordinasyon bozukluklarından öylesine rahat söz ediyorsunuz ki, dinleyen sanar ki parti seçimden büyük zaferle çıktı ancak bu ve benzeri bir kaç küçük problem yaşadınız.

 

• Yeni seçim stratejiniz ve bir sonraki seçimlere hazırlanırken izlenecek yolların değerlendirmeleri, eksikleriniz, zayıf noktaların tespiti yapılacağına ilçe yönetiminin derhal istifa etmesi ve yeni bir oluşumun başa geçmesinin hesapları yapılıyor.

 

• Çok acı bir şey gözlemledim bu toplantıda. İstanbul’un yaşam merkezinin Başakşehir odaklı bir kayma içinde olduğunu hepimiz görüyoruz. Üçüncü havalimanı, üçüncü çevre yolu, çılgın projeler ve daha neler neler. Bu ne anlama geliyor? İstanbul’un dolayısıyla Türkiye’nin en önemli ilçelerinden birinde Muhalif kesimin lider partisinin ilçe teşkilatının içler acısı durumu buysa, eyvahlar olsun diğer ilçelere, diğer bölgelere, illere. Yürüdüğü yolun hakkını veren tüm değerli emekçileri tenzi etmek kaydıyla, çürümüş bir teşkilat yapısı tüm gerçekliği ile gözler önüne seriliyor.

 

Aslında bir köşe yazısı, bir makale için başladığım konunun bir kitaba dönüşmesi an meselesi. İbretlik bir durum olduğunu düşündüğüm, şahit olduklarımdan aktarmadığım öyle detaylar varki, bu satırları okurken belki de yıpratmaya yönelik bir çaba olarak algılayacağınızı bile bile o detaylara girmedim. O kadarını yapamadım, kendimi bildim bileli gözüm kapalı oyumu verdiğim partiye. Koltukları için tehlike yaratanlara karşı alınan tavırları, liyakat çağrısı yapıp iktidar partisinden daha katı biat kültürünü kullandıklarını net tespitlerle aktarabileceğim anekdotlara kadar...

 

Merkezdeki siyasetin yönünü belirlemek yani ülke siyasetine yön vermek gibi büyük bir sorumluluğu taşıyacak zihniyetin en alttan başlayarak değişmesi gerekliliğini bir tespit olarak ortaya koymak durumundayım. Yukarıdan aşağıya gelişecek durumu ise şimdilik konu dışı bırakmayı tercih ediyorum. Bunu açıklamaz ve dem vurmazsam hem kendime hem de büyük umutlarla ağızlardan çıkacak kelimeleri bekleyenlere haksızlık etmiş olacağım.

 

Bu seçimi her siyasi oluşum kendince sebeplerle kazanmış görünüyor. Bunu hepimiz gözlemleyebiliyoruz sanırım. Görünen o ki bu seçimin tek kaybedeni Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk. Bu seçimin kaybedeni dünyanın en ağır bedellerle kurulmuş Cumhuriyeti... Gözlerimden süzülen yaşlarla, klavyemin tuşlarından hırsımı alırcasına bitirirken yazımı, umutlarımızı kişi isimlerine bağlamayın arkadaşlar, koltuk sevdanıza tutsak etmeyin beklentilerimizi, büyük resme bakın, yitirdiklerimizi yitireceklerimizi algılayın ve en doğru olanı hemen ama hemen yapın!

 

08 Temmuz 2018,

Erişemediğimiz ikinci turun günü bugün...

 

Aydın Sayın / Yelpaze İstanbul


Etiketler: chp başakşehir - seçim değerlendirme -bahçeşehir -başakşehir -yelpaze -yelpaze istanbul

Diğer Aktüel / Yaşam haberleri
Yorum Ekleyin
Üye Yorum
Gönder

Hava Durumu
http://www.yelpazeistanbul.com/
*Her hakkı saklıdır. İzinsiz gösterilemez, çoğaltılamaz.
haberyazilimi.com - Copyright