Forum | Sohbet | Üye Ol | 06 Eylül 2010  
Ana Sayfa » Haberler
Aktüalite
İş-Eğitim
Sağlık-Güzellik
Gezi-Kültür-Sanat
Teknoloji-Bilim
Moda-Dekorasyon
Spor
Gurme
Müzik-Eğlence
Etkinlikler
İstanbulum
Makaleler
Galeri
İBB Kentrehberi
 
İstanbul denildiğinde aklınıza ilk gelen seçeneği lütfen işaretleyiniz...

Heyecan
Stres
Aşk
Tutku
Para
Gelecek
Mutluluk



İstanbul'un değişik noktalarına yerleştirilen kameralarla yol durumunu izleyebilirsiniz.



İstanbul'un değişik noktalarına yerleştirilen kameralarla yol durumunu izleyebilirsiniz.




İETT , IDO ,Metro tarifelerine buradan ulaşabilirsiniz.



Elektirik,Doğalgaz,Su Borcu,Tc kimlik vergi numarası gibi size yardımcı oalbilecek Tüm Sorgulamaları bir araya getirdik.



Okuyamadığınız veya tekrar okumak istedğiniz dergileirmize buradan ulaşabilirsiniz.




Bu alana reklam vermek için burayı tıklayınız

Bookmark and Share
Çanakkale 1915

Çanakkale 1915

“Türkler insan değildir…”

“Üç büyüklerin Çanakkale şehitleri…”

“Türk keskin nişancı kadınlar…”

“Türkler, merttir, zehirli gaz kullanmaz…”

 

 Rusya’ya yardım etmek ve İstanbul’u işgal etmek için 1914 senesinin sonunda savaşı başlatan itilaf devletleri, o zamana kadar dünyanın gördüğü en büyük ve en güçlü donanmayı kurdular. 12 zırhlı, 18 muhrip, 7 mayın tarama gemisinden meydana gelen bu filo sözde yenilmez bir armada idi. Binlerce asker gücü karşısında yavaş yavaş eridi en sonunda mağlup bir şekilde Çanakkale’den ayrıldı.

 “Türkler insan değildir, gazla öldürülebilir.” diyen azılı Türk düşmanı W.Churchill kaybettiği Çanakkale savaşından sonra şöyle söylüyordu : “Tarihte 100 yılda bir deha yetişir, o da bu yüz yıl Türklere denk geldi.” Mustafa Kemal Atatürk’ün müthiş dehası ve taktiksel anlayışı ile kazanılan Çanakkale harbinde Türkü, Boşnağı, Lazı, Kürdü, Çerkezi omuz omuza tek dişi kalmış canavar olan batıyla olanca gücüyle savaşmış ve bu savaştan dostu düşmanı hayranlık bırakan kahramanlıklar yaparak destanlar yazarak anlının akıyla kazanmış olarak çıkmıştır.

 En eğitimli insanlarımızın öldüğü ve daha sonraki yıllarda eksikliğini çok aradığımız halde bir nesil darülfünun (üniversite) talebeleri toplu gençleri savaşa gitmiş, yine İstanbul mevlevihanesinden dervişler gönüllü savaşa katılmıştır. Üç büyük takımımızdan bazı oyuncular savaşa kendi isteği ile gitmiş, Galatasaray’dan 65 – Fenerbahçe’den 23 – Beşiktaş’tan 2 kişi şehit olmuştur.

 Türk kadını Çanakkale savaşında ilk defa keskin nişancı olarak görev yapmıştır. Piyade Er S.C Davies annesine yazdığı mektupta bir kadın keskin nişancıdan şöyle söz eder:

 “ Benim vurulduğum 18.Mayıs.1915 günü, keskin nişancı bir türk kızı pusuda çarpışıyordu. Gizlendiği yerden gün boyunca ateş etti ve çok sayıda askerimizi öldürdü. Akşama doğru bir Avusturyalı tarafından öldürüldü, üzüldüm.”

 Çanakkale savaşında Türk askerinin mertliğini ve dürüstlüğünü bütün dünya öğrenmiştir. Düşmanına su, yiyecek gönderip yaralılarını tedavi eden Türk askeri özellikle Anzaklar’la bir yakınlaşma yaşamıştır. Nitekim Avusturalya ve Yeni Zelanda kıtaları kendilerine dağıtılmak istenen gaz maskelerini almayı reddetmiştirler ve nedeni sorulduğunda :

“ Türkler dürüst ve mert insanlardır, Onlar gaz kullanmazlar” diye cevap vermişlerdir.

 

ÇANAKKALE VE UFOLAR

 

 1915 Çanakkale savaşında kaybolan Norfolk alayı ile ilgili çok ilginç bir iddia ortaya atıldı. Olayın görgü tanığı üç Yeni Zellandalı askerin (İstihkam Er .F.Reichard, R.Nevnes, J.L.Newman) savaştan elli yıl sonra konuştular. Hareket eden ve askerleri alıp götüren koskocaman bir buluttan söz ettiler. Yoksa bu bulut bir uçan dairemiydi?

 

 1918 senesinde İstanbul’u işgal eden İngiliz’ler Türkiye’den Norfolk alayının akıbetini sormak istediler. Türkler ise ne böyle bir alayla savaştıklarını ne de esir alındıklarını söylediler. Oysa olay üç Yeni Zellandalı askerin elli yıl sonra konuşmasıyla açıklığa kavuşsa da insanların kafası daha da karıştı.

 

Olay şöyle gelişmişti:

 “12.Ağustos. 1915”

 Aşağıda geçenler bu tarihte meydana gelmiş garip olayların bir dökümüdür. Bu olay savaşın en şiddetli ve son aylarında, gün ışığında Anzak, Suvla Koyu 60. tepede meydana geldi.

 Gün ağarırken gök berraktı. Görünürde altı veya sekiz tane, hepsi birbirinin eşi olan ekmek somunu biçimindeki bulut, 60. tepenin üzerinde yayılmış duruyordu.

 O sırada saatte altı veya sekiz kilometrelik bir hızla güneyden esen meltem olmasına rağmen, bu bulutların ne biçimleri ne de yerleri değişmiyordu. Meltemin etkisi ile kayıp gitmediler. Bunlar bulunduğumuz yere göre 60 derecelik bir yükseklikte asılı duruyorlardı ki bu da tepenin 150 metre üstünde olduklarını gösteriyordu.

 Bulut kümesinin tam altına gelen yerde, toprağın üstünde duran aynı biçimde bir bulut daha vardı. Yaklaşık 250 metre uzunluğunda, 65 metre yüksekliğinde, 60 metre genişliğinde idi. Bu bulut oldukça yoğundu, yapısı katı maddeymiş gibi duruyordu. İngilizler’in bulunduğu savaş yerine 900 – 1100 metre uzaklıktaydı.

 Bütün bunları Yeni Zelanda kıtasının 1.Sahra Birliği’ne bağlı üçüncü bölükteki 22 asker gördü. Aralarında bizde vardık. İçinde bulunduğumuz siperden güneybatı doğrultusunda 1350 metre ötede yere inmiş olan bulut duruyordu. Bulunduğumuz yer 60. tepeye göre, 90 metre daha yukarıda olduğundan üstten görebiliyorduk. Bu bulut daha sonra Kayacık Dere denilen kuru bir derenin yatağına doğru ilerlediğinde, onun daha önce durduğu zemini bütünüyle görebildik. Bu bulut diğerlerin gibi açık gri renkteydi.

 Daha sonra 4. Norfolk taburunun bu kuru dere yatağından geçerek, 60. tepeye doğru uygun adım yürüyüşe geçtiğini fark ettik. Buluta vardıklarında hiç çekinmeden dosdoğru içine girdiler. Ama içinden çıkıp 60. tepeye savaşa katılan hiç kimse olmadı…

 Bir saat sonra askerlerin sonuncusu da buluta girip görünmez olunca, bulut sanki yükünü almış gibi, yukarıda duran diğerlerine ulaşıncaya kadar yavaş yavaş havalandı. Bulutlara baktığımızda, aynı kabuğun içindeki bezelyeler gibi görünüyorlardı.

 Bu ana kadar yukarıdaki bulutlar yerlerinde duruyorlardı. Yerdeki bulut yükselip aynı hizaya gelir gelmez, birden kuzeye doğru uzaklaşmaya başladılar. Trakya ( Bulgaristan ) istikametine doğru gittiler. Üç çeyrek saat içinde de gözden kayboldular.

 “Anzak çıkarmasının 50. yılında geç de olsa aşağıda imzası olan bizler, anlattığımız bu olayın kelimesi kelimesine doğru olduğunu beyan ederiz.”

 Bu üç askerin yeminli ve şahitli imzası ile olay böyle anlatılmıştır.

 Çanakkale’de  pek çok ilginç olay olmasına rağmen bu olay hala bir muammadır. Kimi araştırmacılara göre bu bulut bir ufo olup, aba gemi ile bağlantı sağlamakta olduğu ve uçan daire ana gemisine askerleri taşıdığı varsayılmaktadır. Eğer gerçekten bu bulut bir uçan daire (ufo) ise küçücük bir araca bu kadar kişinin sığması imkansızdır. Uçan daire araştıranlar bilirler ki, birde büyük ana gemilerden söz edilir. Bunlar yeryüzünde anlaşılmasın diye, etraflarında manyetik bir alan yarattıkları, sonuçta yüksek oranda buluta benzedikleri iddia edilir. Çanakkale’de olayı bu şekilde yorumlayanlarda var. Fakat ortada görgü tanıklarının anlattıklarından başka hiçbir kanıt yok. Bu olayda tam bir bilinmeyen …

 

 

SULTAN REŞAT’IN ŞİİRİ

 

Savlet etmişti Çanakkale’ye bahr-ü berden

Ehl-i İslamın iki hasm-ı kavisi birden

Lakin İmdad-ı ilahi yetişip ordumuza

Oldu her bir neferi kale-i polat beden

Asker evladlarımın pişgeh-i azminde

Kadr-ü haysiyeti pa-mal olarak etti firar

Kalb-i İslam’a nüfuz eylemeye gelmiş iken

Kapanıp secde-i şükrana Reşad eyle dua

Mülk-i islamı hüda, eylemeye daim me’men

 

* Yeni Mecmua’nın Çanakkale sayısı(1915)

<Geri Dön>
 


  YORUMLAR
  Yorum Ekle
Bu içerik hakkında hiç yorum yapılmamış.
 
 
  +Bahçeşehir Kart Üye Mağazalar
  +Telefon & Bilgisayar & Elektronik
  +Eğitim Kurumları
  +Bebek & Çocuk
  +Ev Tekstili
  +Otomotiv
  +Mağazacılık
  +Kitap &Film & Müzik
  +Pet Shop
  +Dekorasyon & Mobilya
  +Spor & Fitness
  +Kişisel Bakım
  +Yiyecek&İçecek
  +Turizm & Seyahat
  +Hediye
  +Kırtasiye & Ofis & İşletme
  +İstanbul Etkinlik BİLET
  +Sigortacılık Hizmetleri
  +Yelpaze Takas Merkezi
  +Emlak Alım-Satım
  +Vasıta Alım-Satım
  +2.El Ürünler
 
(x) Kapat