Pandeminin ikinci haftasında, sağlık çalışanları çetin bir mücadele içerisindeyken Kanal İstanbul ihalesi yapıldı. Bu, sağlık çalışanları ile halkın moral ve motivasyonunu düşürdü. Sosyal ve toplumsal yaşamla ilgili çifte standart niteliğinde kararlar alındı.

2

Covid-19 ve İstanbul:  Dün, bugün ve yarın

Bekir S. KOCAZEYBEK
Prof. Dr., İBB Bilim Kurulu Üyesi, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi

covid-19-ve-istanbul-dun-bugun-ve-yarin-851964-1.

Nüfusu kalabalık, yerleşim planıise dağınık olan, altyapı ve ulaşım sıkıntısı ciddi boyutlara ulaşmış, göç hareketlerine bağlı yoğun mültecilerin bulunduğu İstanbul kentinin insanları,pandemiyi 2020 yılı boyunca iliklerine kadar hissetti. Türkiye nüfusunun yüzde 18.66’sını oluşturan İstanbul’uniş gücündeki payı yüzde 20.3, ihracat payı yüzde 50.6, ithalat payı ise yüzde 54.6. Türkiye ekonomik gücünün lideri olan İstanbul, tarihselkonumunu ile birlikte sosyal ve kültürel zenginliği, siyasal süreçlerdeki ciddi etkinliği ile pandemi sürecinin ayrıca detaylı incelenmesi gereken bir kent.

Bu anlamda 11 Mart’ta Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) ilan ettiği Covid-19 pandemisinin Türkiye’den bildirilen resmi ilk indeks Covid-19 olgusu,İstanbul kaynaklıdır (Sonra bu olgu kaybedilmiştir).İkinci olgu da yine İstanbul’dadır. Birçok yönleriyle önemli olan ve ilk Covid-19 olgularının saptadığı bu megakenti, Covid-19 nasıl etkiledi? 11 Mart 2020 ile 11 Mart 2021 arası neler yaşandı? Neler yapılabildi veya yapılamadı? Bu bir yıllık Covid-19 deneyimi ile İstanbul’u ve burada yaşayanlarını önümüzdeki süreçte neler beklemekte?https://805080543ea4e7056763a0c0071410f4.safeframe.googlesyndication.com/safeframe/1-0-37/html/container.html

Bu sorulara İstanbul odaklı cevap ararken,“Türkiye’de neler yapılabildi veya yapılamadı”dan ayrı tutarak, yanıt vermek çok zor. Türkiye’de mevcut siyasal ve sağlık yönetim anlayışı,merkeziyetçive tek kişi üzerinden yürütüldüğü için,pandemi sürecinde İstanbul’da yapılanlar ve yapılamayanların diğer kentlerden pek farkı yok.

Ancak bu tekçi yönetim anlayışına dayalıpandemiye dönük sağlık politikaları, İstanbul’u yoğun nüfus ve kent sorunlarından dolayı daha çok etkilemiştir. PandemikCovid-19’la ilişkili olgu, hasta ve ölüm sayıları bakımından da en başa çıkarmıştır. Adeta Nisan-Mayıs 2020 ve Ekim-Kasım 2020 aylarında iki dönem ülkede toplam yüzde 60’nın üstündeki kümelenmiş Covid-19 olgusu ve sayısı ile İstanbul adeta Türkiye’nin Vuhan’ı olmuştur. Geçmiş bir yıllık pandemi süreciyle biriken, bugüne gelen ve yaşanılan süreç, Sağlık Bakanlığı risk haritasında “turuncu renkli” olarak tanımlanmıştır. Son bir haftadır resmi olarak bildirilmese de İstanbul “kırmızı renge” yani yüksek riske doğru ilerlemektedir.

Maskeyi düşüren pandemi

Peki,geçmişte Vuhan olarak tanımlanış, bugünlerde yine yüksek riskli, kırmızıya doğru evirilen İstanbul’a dönük geçmiş bir yıllık pandemi sürecinin tüm yönleriyle irdelemesini yaparsak; bu süreçte pandemiye dönük topyekûn mücadele için yerel yönetim ile merkezi yönetimin karnesine bakmamız gerekmektedir.Ancak bu irdelemeyi enfeksiyözpandemik hastalığın epidemiyolojisinin gerektirdiği bilimsel ve objektif kriterlerle yapabilirsek, önümüzdeki bir yıla ve daha öteki yıllara toplum sağlığı yönünden daha umutlu bakabiliriz.

covid-19-ve-istanbul-dun-bugun-ve-yarin-851959-1.

11 Mart 2020 tarihi ile birlikte DSÖ’nünpandemi ilanı ve İstanbul kaynaklı ilk Covid-19 olgusunu (indeks olgu) bildirilmesiyle, İBB, İstanbul’da yaşanılanpandemiyi bilimsel kriterlerle yönetmek için İBB Sağlık Daire Başkanlığı Koordinatörlüğü’nde bir Bilimsel Danışma Kurulu’nun oluşturdu. Farklı bilim dallarından bilim insanlarıyla pandeminin 2’nci haftasında oluşturulan kurul, şuana kadar 46 kez toplandı.Bilimsel Danışma Kurulu, pandeminin ilk günlerinde 3-4 gün aralıklı,daha sonra haftada bir kez toplandı ve ve İBB yönteminin tam desteğini aldı.Kurul, aldığı hızlı ve bilimsel tavsiye kararları ile İBB yönetiminin İstanbul’da merkezi yönetimin pandemi ile ilgili başta sağlık meslek örgütleri olmak üzere yanlış bulunan ve eleştirilen bazı politikalarına karşı başarılı uygulamalara imza atmıştır.İBB yönteminin bir yıllık pandemi sürecine dönük en olumlu uygulamalarından başlıcalarını şöyle özetleyebiliriz:

Pandemi sürecini direkt ilgilendiren ve merkezi yönetiminölüm sayılarını verme politikasına alternatif olan “Covid-19 nedenli ölüm sayılarının”29 Ağustos 2020’deyazılı ve görsel medyaya açıklanmasıdır (11 Mart 2020 ile 11 Mart 2021 arası İBB/Mezarlıklar Daire Başkanlığı verileri).

1- Bunların açıklanmasıyla; Sağlık Bakanlığı’nın günlük açıkladığı ölüm sayılarının Türkiye geneliile, sadece İstanbul’un ölüm sayıları arasındaki paradoksallık görüldü. Türkiye kamuoyunda gerçek ölüm sayılarıile ilgili 29 Temmuz ile 25 Kasım Türkiye genel ölüm sayıları hususunda,merkezi yönetimin verdiği verilere dönük bir güvensizlik duyulmuştur. Merkezi yönetimin verdiği ölüm sayıları hususunda halen kafalarda soru işaretleri olsa da pandemininölümverileri en azından belli ölçülerde zamanla doğru zemine oturmuştur.İBB yönetiminin uyguladığı bu doğru karar kanaatimce kümülatif olarak Sağlık Bakanlığı’nın bu süreçte diğer önemli hatalarından biri olan 29 Temmuz 2020’den itibaren vaka sayılarını 25 Kasım’a kadar vermeyip, bu süreçte sadece Covid-19 hasta sayılarını vermesi ile ilgiliyanlış pandemi politikasının sonlanmasına neden olmuştur. Bu kararın alınmasında İBB yönetiminin uyguladığı ölüm sayılarınıgünlük açıklama politikası, TTB ile Türk Toraks Derneği gibi mesleki örgütlerin 11 Mart’tan itibaren sayılarının gerçekçi bir şekilde verilmesine dönük kamuoyu baskıları, DSÖ’nün Covid-19 kodlama sistemine dönük ciddi ele irileri ve Avrupa Birliği’nin Türkiye verilerine dönük eleştirileri ve bazı turistik bölgelere seyahat kısıtlama açıklamaları etkili olmuştur.

2- İBB’nin bu bir yıllık pandemi sürecinde pozitif bilim temelinde yürüttüğü ve başarılı sonuçlar elde ettiği diğer çok önemli bir husus ise; pandemi sürecinde Covid-19’un en riskli hedef yaş grubu olan ileri yaşlıların kaldığı Darülaceze’de Covid-19 vaka sayısının 11 Mart 2020’den-12 Ekim 2020’ye kadar sıfır olmasıdır. ABD ve Avrupa’da aynı dönemde birçok huzurevi ve bakımevlerinde yükseksayıda Covid-19 olgusu ve ölümler bildirilirken İBB/Darülaceze’de vaka ve ölümler hiç görülmemiştir. Bu tarihten bu zamana Darülacezede Covid-19 vaka ve ölüm sayıları sıfır olarak devam etmektedir. Bu sonuçta Darülaceze yerleşim binasının 9 ayrı bölümle izole edilerek,hasta ve personel çapraz temaslarıkesilmiş ve kuruma dönük etkili bir hipoklorizit dezenfeksiyonuygulamaları, psikolojik destek ve eğitimle başarılı bir sonuç alınmıştır. Bu sonuç, bilimsel bir yayına dönüştürülerek, Avrupa Geriatri Dergisi’nde Mart ayında uluslararası yayın olarak nihai hedefine ulaşmıştır.

3- İBB’nin yönetimsel olarak bu süreçte sağlık çalışanları ile aktif dayanıştı: Onların çalışma hayatlarına dönükkonaklama (Hastane çıkışı evlerine gitmemeleri ve otellerde konaklamaları sağlandı), ulaşım (İETT aracılığıyla büyük hastanelere ulaşımda ciddi ek servis veya personel servisi sağlandı) gibi alanlarda yapılanlara ek olarak İSPARK’danda tüm sağlık çalışanları ücretsiz yararlandı.

4- Halk Ekmek’in hijyenik kurallara uygun olarak yüzde 100 el değmeden ekmek üretimi artırıldı. 20 saniye el yıkama zorunluluğunun gereği olarak İSKİ yönetimince su kısıtlamalarına gidilmedi. Bunlar çok önemli pandemiye dönük etkinliklerdir.

5- “Askıda Fatura” uygulaması İSKİ ve İGDAŞ ödemeleri ile ilgili kent insanının yoksul ve orta ölçekli kesimleriyle dayanışması sağlamıştır.Pandemiyle birlikte artan işsizlik ve yoksullaşma karşısında vaka ve ölüm sayılarını azaltmaya dönük sokağa çıkmama, toplu yerlerde bulunmama, izolasyon ve karantina gibi salgınını azaltmaya dönük kuralların titizlikle uygulanmasına katkı sunmak için açlık ve muhtaçlık sınırındaki yoksul halk kitleleri direkt (nakdi) desteklenmiştir. Yoksul ve muhtaç kesimlerin online eğitim ve öğretimi için internet ağlarının güçlendirilmesi ve 40 bin tablet temini gibi destekler artırılmıştır.

7- Yine “ALO 153 Destek Hattı” yönlendirmesi ile 65 yaş üstü ve ileri yaşlılarda Covid-19’un yarattığı psikolojik tahribatlara dönük destek sağlanmıştır.

covid-19-ve-istanbul-dun-bugun-ve-yarin-851960-1.

İSTANBUL ODAKLI OLUMSUZLUKLAR ve AKSAMALAR

Peki, bu bir yıllık süreçte İstanbul’da yapılan ve saydığım bu uygulamalar ile etkinliklere karşın, olumsuz gelişmeler ile aksaklıklar neler olmuştur? Merkezi yönetim İBB’nin evde kalan ihtiyaç sahibi kent insanına ulaştırmak üzere başlattığı yardım kampanyasına bağışlanan paraları bloklamasıyla birçok yoksul ve ihtiyaç sahibi kent insanı bu yardımlardan faydalanamamıştır. Bu süreçte pandemiye bağlı zaten gelirleri azalmış olan yerel yönetim bu yardım kampanya paralarının da bloklanmasıyla çok daha fazla kişiye yardım götürememiştir. Yoksul ve dar gelirli olup, ekmeği için sokağa çıkmak zorunda kalan ancak bulaşıcı ve öldürücü bir virüsle karşı karşıya kalan kent insanı açlık-hastalık ekseninde kalmıştır.

1- Merkezi yönetim 10 Nisan 2020 akşamı aldığı ve 2 saat sonra uygulamaya sokulan haftasonu sokağa çıkma yasağı kararı ile o akşam İstanbul ve pekçok şehirde insanlarda gıda ve ihtiyaç temini yönünden ciddi bir paniğe neden oldu. O akşam yaşananlarla ileriki günlerde olgu sayılarının artışı tetiklenmiştir.

2- Pandeminin ikinci haftasında sağlık çalışanları en zorlu ve çetin bir mücadele sürecinde ailelerinden ayrı düşerken, sadece insanları yaşatmak için yoğun bakım ünitesinde ve servislerde normalde bir insanın 5 dakika içinde duramayacağı kişisel koruma ekipmanlarıyla saatlerce Covid-19’lu hastalarla uğraşırken, aynı zaman aralığında Kanal İstanbul ihalesinin yapılması pandemi sürecine dönük sağlık çalışanları ile halkın moral ve motivasyonunu düşürmüştür.

3- Bir yıllık pandemi sürecinde sağlık çalışanlarından 391 kişi hayatını kaybetmiş, bunların 70’i İstanbul’da sağlık hizmeti veren kişilerdir (45’i hekim, 25 sağlık çalışanıdır (diş hekimi, eczacı, güvenlik görevlisi, bilgi işlemci). Pandemi mücadelesi ilk günlerinde Prof. Dr. Cemil Taşçıoğlu, Prof. Dr. Murat Dilmener ve Prof. Dr. Feriha Öz, Covid-19’dan dolayı hayatını kaybetmiştir. İstanbul kentinde şu zamana kadar sağlık çalışanlarından ve öncelikli yaş gruplarından sadece 1 milyon 645 bin 833 kişi Covid-19 için inaktifCoronaVac aşısı olmuştur (Bunların 1 milyon 197 bin 909’u 1’inci dozu, 447 bin 927’ü 2’nci dozu olmuştur).

4- Bir yıllık pandemi sürecinde İBB ve iştiraklerinde çalışan personellerdenCovid-19’dan dolayı toplam 40 kişi hayatını kaybederken, 292kişi hastalanmıştır.

İSTANBUL’A YANSIMASI OLAN GENEL OLUMSUZLUKLAR VE AKSAMALAR

Sağlık Bakanlığı, pandemi verilerini açık, şeffaf ve net olarak bir yıl boyunca hiç vermedi. Sağlık Bakanlığı ile Bilim Kurulu’nu zaman zaman kamuoyuna uyumsuzluk görüntüsü yansıdı. Bilim Kurulu, bir yıl boyunca aldığı kararları bağımsız bir kurul sözcüsü aracılığıyla açıklamadı ve sürekli olarak sadece Sağlık Bakanı önde oldu. Pandeminin ilk aylarında maske dağıtımı hususundaki tutarsızlıklar epeyce kafa karışıklıklarına neden oldu. Yine pandeminin ilk aylarında Covid-19 tanı testi olan PCR’ın bazı siyasi kişilere ayrıcalıklı olarak fazla olarak yapıldığı iddiaları toplumun pandemi ile mücadelesinde güvensizlik ve hayal kırıklığı oluşturdu. Sağlık çalışanlarının mesleki temsilcisi olan TTB ile sağlık örgütleri ve sendikalar muhatap alınmadı.

Sosyal ve toplumsal yaşamla ilgili çifte standart niteliğinde kararlar alındı: Pandemi ile mücadelenin ruhuna aykırı olarak parti mitingleri yapıldı, AVM’ler erken açıldı, camilerde kalabalık cenaze törenleri yapılırken, sıradan vatandaşlara çok ciddi kısıtlamalarla en yakınlarının cenaze törenlerinin yapılmasına izin verilmedi.

Pandeminin ilk aylarında ülke içindeki sağlık kuruluşlarında kritik sağlık malzemelerinde araç ve gereç eksiklikleri çekildiği iddiaları varken yurtdışına (ABD ve Tunus gibi) malzeme yardımları yapıldığı haberleri ile toplumda derin güvensizlik yarattı. Ülkemizde uygulanacak Covid-19 aşılarıyla ilgili süreçte, toplumda Çin aşısı-Alman aşısı ikilemi yaratıldı. Bu algı, hâlâ kırılamadı. Ülkemizde uygulanan CoronaVac aşısının faz-3 verilerinin yeterli denek ve plasebo verileri bugünlerde açıklanmadı. Ülkemizde şu an toplam 10 milyon 414 bin 9 aşılama yapıldı. Bunların 7 milyon 775 bin 447’si 1’nci doz, 2 milyon 638 bin 562’si ise 2’nci dozu olmuştur. Aşılama hızı çok yavaş seyretmektedir. Toplumsal bağışıklığın yüzde 65’in üzerine çıkabilmesi için ivedilikle farklı aşı tedariklerinin yapılması, özellikle varyant kökenlerin arttığı bu dönemde ciddi oranda önem arz etmektedir.Fatura hep yurttaşa kesildi

ALANA DÖNÜK OLUMSUZLUKLAR VE AKSAMALAR

Pandeminin ilk dönemlerinde moleküler tanı testi olan PCR, çok kısıtlı merkezlerde yapıldı. Terapötik amaçlı olduğu ileri sürülen immün plazmayı sadece Kızılay yaptı. Covid-19 ile ilgili yayın ve araştırma izinleri ise halen bakanlık onayı ile yapılıyor. Bu, uluslararası bilim arenasında Covid-19 yayın sayısında yetersizlik yaratıyor. Pandemi sürecinde sağlık çalışanlarının hayatları pahasına verdikleri amansız mücadeleye karşın, halen sağlıkta şiddet yasası yetersiz. Bundan dolayı halen şiddet ve saldırılar devam etmektedir.

YARIN NELERİ YAŞAMAMIZ OLASI?

Küresel ve ulusal düzeyde özellikle İstanbul’un COVID-19pandemisiylegeçmiş bir yılını değerlendirip her yönüyle irdelediğimizde; Megakent İstanbul’da yaşadığımızbugünlerden itibaren önümüzdeki günler ve aylarda COVID-19 salgını hızını arttırarak, üçüncü piki yapabileceğini öngörüyorum. Bunun özellikle merkezi yönetimin almış olduğu 1 Mart kontrollü normalleşme kararları ve varyant virüs kökenlerinin(özellikle varyant 1/İngiltere varyantı) hızlıca bulaşabilme özelliğinin olması ve yayılması ile olabileceği kanaatindeyim. Ülke ekonomisinin lokomotif güçlerinden biri olan turizminyaklaşan yaz mevsimi öncesi gelişebilecek üçüncü pikin bu sektörü çok ciddi etkilemesiyle sonuçlanacağı ve zaten zorda olan ekonominin derin krize girmesini ve kitlelerin yaşam koşullarını daha da çıkmaza sokabilecektir.Bizim gibi ekonomileri kırılgan ve siyasal süreçleri istikrarsız olan ülkelerde sosyoekonomik, sosyokültürel ve çalışma hayatı ciddi krizlere girebilecektir. Önümüzdeki yıl ve yıllarda bunları en az yaşamak veya hiç yaşamamak için:

1- Merkezi yönetim ivedilikle Mart’ın son dilimi-Nisan ortalarına kadar tam en az 1 ay kapanma kararı almalı ve salgını en aza indirecek epidemiyolojik kuralları çifte standartı kenara bırakarak kesintisiz uygulamalıdır.

2- Yerel yönetimlerin birebir hizmet verdikleri kent insanlarına dönük topladıkları yardım paralarının bloklanmasını kaldırarak, Kanal İstanbul gibi maliyetli ve ranta dayalı projelere aktarılacak paraları da pandemialtında ezilen ve her an gelişebilecek deprem korkusuyla yaşayan kent insanın hizmetine sunulmalıdır.

3- Geçmiş bir yılda yapılan hataları ve aksamaları en başta merkezi yönetimin ve bilim kurulunun iyice masaya yatırıp dersler çıkartması şarttır.

4- Unutulansosyal devlet tekrar canlanmalı ve küresel vahşi kapitalizmin uygulattığı “Hasta yoktur, hastalık vardır”paradigması COVID-19’da yerle bir olduğunu öğrenen endüstrileşmiş küresel sağlık sistemleri ve bilim kuruluşları ve örgütleri“Hasta vardır, hastalık yoktur” diyen Hipokrat’ı unutmamalıdır.

5- Cumhuriyetin en önemli sağlık kurumlarından ve pek çok aşının gelmesini ve üretilmesini sağlayan Refik Saydam Hıfzısıhha Enstitüsü tekrar açılmalı ve aktive edilmelidir.

6- Refik Saydam Enstitüsünde zoonotik ve bulaşıcı hastalıklara dönük bağımsız bir bilim kurulu kalıcı halde siyasal kurumlardan bağımsız görev yapmalı (bilimler akademisi TÜBA ve Üniversitelerdeki belli bir uluslararası yayını ve atıfı olan bilim insanları oylarıyla seçilmiş kişilerin seçimi ile olmalıdır)

7- Yine bu Enstitü yönetiminde SARS-CoV-2 mutant varyant kökenleri izleme kurulu ivedilikle oluşturulmalıdır ve ileriye dönük zoonotik salgın hastalıkların tanısı ve izlenmesi için özellikle yeni, gelişmiş moleküler temelli cihazlarla güçlendirilmelidirler.

8- Yeryüzünde insan ve hayvanların ortak bir ekosistem içinde yaşadıkları unutulmamalı ve hayvanların ekosistemlerine saygı duyulmalı. Bunun yapılmaması halinde hayvan kaynaklı yani pandemilerin önümüzdeki yıllarda insanlara bulaşıcı enfeksiyon hastalıkları olarak tehdit etmesi kaçınılmaz olacaktır.

BİRGÜN

"Hayat Paylaştıkça Güzel"

By ubk