Tarafsız Haber Ajansı’ndan Mehtap Gökdemir’e konuşan Özdağ, Davutoğlu’nun yol haritasını da paylaştı. Özdağ, “Ayın 9’unda Konya’da Taşkent’te kendi memleketinde bir yemek veriyor bir milletvekilimiz kendisine Abdullah Başcı İstanbul Milletvekili bir yemek veriyor kendisine eski AK Parti milletvekili. Aynı memleketliler. Ağustos ayının son haftasında Sakarya’da bir konuşma yapacak Sayın Davutoğlu. Eylül ayının üçüncü haftasında Manisa’da bir konuşma yapacak” diye konuştu.

Davutoğlu’nun kararlı bir şekilde yoluna devam ettiğini vurgulayan Özdağ,”Sayın Davutoğlu kararlı bir şekilde yolculuğunu sürdürüyor. Türkiye’nin meseleleri üzerine kafa yoruyor. Türkiye’nin siyasi, ekonomik, kültürel her konusuyla ilgili dış politikası dahil olmak üzere bunlarla ilgili kafa yoruyor. Geçen gün bazı gazetelerde çıktığı gibi veya bazı gazetecilerin yorumladıkları gibi ‘Sayın Davutoğlu vazgeçti’ gibi bunlar hepsi spekülasyon hatta manipülasyon yok öyle bir şey. Sayın Davutoğlu bir hedef koymuş o hedefe doğru yürüyor. İnsanlar eğer yürüdükleri hedefi hak biliyorlarsa, hedef haksa, yol haksa, inandıklarını yapmalıdırlar, bunları yaparken de kimse kimseyi hainlikle kimse kimseyi ihanetle suçlamamalıdır. O zaman Arapların çok güzel bir atasözü var ‘men dakka dukka’ çalma kapımı çalarlar kapını, o nedenle o zaman da bazıları bazılarına geçmişlerini hatırlatırlar” ifadesini kullandı.
Özdağ açıklamasını şöyle sürdürdü:
“Herkesin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan herkesin siyaset yapma, herkesin demokratik haklarını kullanma hakkı vardır. Ve bu haklarını kullanırken mevcut yasalar ve Anayasa çerçevesinde yapan herkes de başımızın tacıdır, üniter yapı içerisinde, devletin bütünlüğü içerisinde, terörü teşvik etmedikçe, teröre bulaşmadıkça, terörü övmedikçe, ırkçılığı övmedikçe herkes bu tür insan haklarından faydalanır, böyle bakmak lazım.
Siyaseti naif yapmak lazım, siyaseti bir Yunus diliyle Mevlana diliyle Hacı Bektaş diliyle bir Mahsuni diliyle bir Aşık Veysel diliyle yapmak lazım. O zaman bu bize huzur getirir, barış getirir, zenginlik getirir, özgürlük getirir. Eğer burada başka diller kullanmaya başlarsak kamplaşmayı, kutuplaşmayı ve aynı zamanda huzursuzluğu, fakirliği getirir bize. O nedenle özellikle bu konu Sayın Cumhurbaşkanı’na düşüyor bu vazife daha çok bu görev.
Siyaseti düzgün yapmak istiyoruz, açık yapmak istiyoruz, şeffaf yapmak istiyoruz, yolumuza devam ediyoruz
Bir parti demeyelim de bir siyasi hareket ve Türkiye üzerine kafa yoran insanların birlikte oldukları bir araya geldikleri bir hareket. Bugünden yarına her an Türkiye’de her şey olabilir. Bir tarih vermek doğru değil siyasette. Bugün de olur şartlar sizi yarına zorlar. Şartlar sizi iki ay sonrasına zorlar, şartlar üç ay sonrasına zorlar.
Ama herkes bilsin ki Türkiye’nin problemleri ağırlaşıyor. Gerek ekonomik problemleri ağırlaşıyor, gerek dış politika problemleri ağırlaşıyor, gerek sosyal problemleri ağırlaşıyor, gerek adalet problemleri ağırlaşıyor, hukuk problemleri ağırlaşıyor. Bu ağırlaşan problemleri hafifletmek için Anadolu çocuklarının göreve gelmesi gerekiyor. Görev bilinci içerisinde hareket etmesi gerekiyor. Vazife bilinci içerisinde hareket etmesi gerekiyor. Çünkü bugünkü iktidarın artık Türkiye’nin problemlerini çözebilecek bir gençlikte heyecan da ve kolektif akılda olmadığı gözüküyor.
O nedenle bu problemleri giderebilecek yeni bir sese yeni yüze yeni oluşumlara ihtiyaç var Türkiye’de. Yeni bir hale ihtiyaç var. Yeni seslere ihtiyaç var, yeni yüzlere ihtiyaç var. Statükoculuk iyi değildir.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir