Tüm insanlığın uzun yaşamanın peşinde olduğu çağımızda, yaşamdan sonra geride kalan malvarlıkları konusunda ciddi anlaşmazlıklara hepimiz şahit oluyoruz, bu anlaşmazlıkların temelini, mirastan pay almak oluşturuyor. Sadece 2020 yılında E-Devlet üzerinden 1 milyon 545 bin 224 mirasçılık belgesi, 2 milyon 879 bin 396 vasiyetname sorgulaması yapıldığını dikkate aldığımızda, mirastan pay almak konusunda, mirasçının hakları nelerdir sorusunu soruyor muyuz?

İşte bu sorulara cevap aradığımız yazımızda, Prof Hukuk Bürosu Kurucu Avukatlarından Avukat Emre Avşar ile hem Miras, hem de mirasçılık konularını inceledik.

Miras Hukuku ve Mirasçılık, hukukumuzun en dinamik alanlarından biridir. Kaldı ki, ilk toplumlardan beri var olan, toplum olmanın temelini oluşturan bir kurum olduğundan bahsedebiliriz. 

Nihayetinde modern toplumların vazgeçilmez haklarından birisi olan mülkiyet hakkının bir yansımasıdır aslında Miras. Genel tanım olarak, ölen bir kişiden yakınlarına kalan mal anlamına gelmektedir.

Bu tanımın hukuktaki karşılığına ise veraset denilmektedir. Murisin (Miras bırakanın) mallarının karşılıksız olarak mirasçılık hakkı bulunan kişilere intikalini tanımlamaktadır.

Miras Hukukunun Esasları 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nda düzenlenmiştir.

Av. Emre Avşar, Miras ve Mirasçılık konuları ile ilgili sorularımızı şu şekilde yanıtladı:

Kimler mirasçı olabilir?

Mirasçı olabilecekler ve hangi oranda mirasçı olacakları, Türk Medeni kanununda belirlenmiştir. 

Bu sıraya göre;

Murisin alt soyu (çocukları) ile birlikte eşi varsa: 

  • Çocuklarına ¾ (dörtte üç), eşe ise ¼ (dörtte bir) oranında miras kalmaktadır.

Murisin alt soyu yok ancak üst soyu (yani anne – baba) ile birlikte eşi varsa:

  • Üst soya ve eşe ½ (ikide bir) oranında miras kalmaktadır. 

Eşin olmadığı durumlarda:

  • Mirasın tamamı alt soya, alt soy yoksa üst soya, üst soy da yoksa kardeşlere ve diğer yasal mirasçılara (amca, dayı, hala, teyze ve onların mirasçıları) kalacaktır. 

Ancak belirtmek gerekir ki, alt ve üst soyun olmayıp sadece yan soy (kardeş, kuzen, amca, teyze vb.) bulunduğu hallerde, murisin eşi sağ ise bütün miras eşe intikal edecektir.

Burada bahsettiğimiz mirasçılara yasal mirasçı denilmektedir. Yasal mirasçılardan bazıları ise saklı paylı mirasçılardır

Saklı paylı mirasçı ne demek açıklamak gerekirse; 

Bazı durumlarda muris bir vasiyetname tanzim ederek soy bağı bulunmayan kişileri ya da soy bağı olsa bile mirasın intikal etmeyeceği kişileri mirasçı tayin edebilmektedir. Ancak murisin biraz sonra bahsedeceğimiz saklı paylı mirasçısı varsa, bu mirasçıların saklı payının korunması gerekmektedir.

Saklı paylı mirasçılar, alt soy, üst soy ve eşlerdir. Alt soyun saklı paylı miras hakkı ½ (ikide bir) olacaktır.

Alt Soy yoksa üst soyun saklı paylı miras hakkı ¼ (dörtte bir) şeklindedir

Son olarak ne alt soy ne de üst soy yoksa eşin saklı paylı miras hakkı ¾ (dörtte üç) olup, alt soy veya üst soyla birlikte mirasçı olduğu durumlarda bütün miras saklı paylı kabul edilmektedir.

Örnek verecek olursak; murisin 2 çocuğu bulunduğu halde vasiyetnameyle manevi oğlu olarak gördüğü ama arasında herhangi bir soy bağı bulunmayan üçüncü kişiye mirasının tamamını devrettiğini vasiyet etse bile alt soyun ½ (ikide bir) oranında saklı payı olduğu için ancak saklı paydan geriye kalan ½ (ikide bir) üzerinde tasarruf serbestisi bulunmakta olduğundan manevi oğluna da en fazla malvarlığının ½ (ikide bir) oranı intikal edilecektir.

Mirasın, saklı paylı mirasçıların hakları gözetilmeksizin devredildiği durumlarda da saklı paya sahip mirasçının tenkis davası açma hakkı bulunmaktadır.

4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 560/1 maddesinde düzenlenen bu kuruma göre “Saklı paylarının karşılığını alamayan mirasçılar, miras bırakanın tasarruf edebileceği kısmı aşan tasarruflarının tenkisini dava edebilirler.” denilmektedir. Yani saklı paylı mirasçı tenkis davası ile kanunun ön gördüğü oranda miras hakkına kavuşacaktır. 

Aynı kanunun 565 maddesinde de miras bırakanın henüz sağ iken yaptığı bazı karşılıksız kazanım yüklenen tasarruflar da tenkise tabi sayılmıştır. Bunlar; mirasçıya miras payına mahsuben yapılan kazandırmalar, alt soya mal varlığı devri, alışılmışın dışında verilen çeyiz, hediye ve maddi değeri yüksek kazandırmalar, miras haklarının ölümden önce tasfiyesine ilişkin kazandırmalar, ölümden önce bir yıl içinde yapılan hediyeler dışındaki bağışlamalar ve nihayetinde miras bırakanın saklı payı etkisiz kılacağı açıkça belli olan diğer kazandırmalardır.

Modern toplumların temelini oluşturan bireysel mülkiyet hakkı o kadar geniştir ki, murisin tam serbesti şeklinde tasarruf yapmasını dahi etkilemektedir. Tenkis davasında dava açma hakkı, saklı payın zedelendiğinin öğrenilmesi tarihinden itibaren 1 yıl ve herhalde mirasın açılması tarihinden itibaren 10 yıl süre geçmekle zaman aşımına uğrar.

Tenkisle benzer bir diğer kurum denkleştirme.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 669-675 maddeleri arasında düzenlenen, tenkise çok benzeyen bu kurumda ise miras bırakanın henüz hayattayken diğer mirasçılara yaptığı karşılıksız kazandırmalar sebebiyle, mirasçıların eşit miras hakkı elde etmesi sağlanmaktadır. Denkleştirmede mirasçı elde edilen karşılıksız kazandırılan şeyi paylaştırması için terekeye devretmek zorunda kalacaktır. 

Buna göre, işlemin sağlar arası yapılması, terekede azalmaya yol açmış olması ve mirasçının miras payına mahsuben yapılmış olması sonucu denkleştirme yoluna başvurmanın yolu açılmış olacaktır. Kanunun buradaki amacı, mirasçılar arasında eşit ve adil bir paylaşımın sağlanmasıdır. Denkleştirme davası, mirasın paylaştırılması aşamasının sonuna kadar açılmalıdır. Denkleştirmeye ilişkin zaman aşımı genel 10 yıllık zaman aşımına tabi olacaktır. Sonuç olarak, miras bırakan kişinin tek taraflı tasarrufundan ziyade, mirasçının üstün hakları Türk Medeni Kanunu kapsamında korunmakta olup, miras hakkından yukarıda anlatılan sebeplerle yararlanamayanların ilgili hukuk yollarına başvurma hakkı her zaman mevcuttur.

"Hayat Paylaştıkça Güzel"

By ubk